December 22, 2012

Manitası Terk Edenler Böyle Gelsin


Aslında bu yazı, manitasından ayrı düşüp Emre Aydın dinleyerek bileklerini rakı şişesiyle doğramak üzere olan bir okura hitap etmezdi. Ama düşündüm de eğer siz de bininci defa “bu kez son” diyerek ayrılmışsanız ve aşkınızdaki o kadim dönemeç olan “ilişki ishali” istasyonunda takılıyorsanız durum biraz yavşar. Yazıya oradan giriyor, acınacak halinize gülün istiyorum.

Şöyle,

Çocukluğunuzdan beri anneniz eve haftada en az üç defa balık almıştır. Kokusuna bile tahammül edemediğiniz, üstelik pazarda canlı canlı kıpraştığını gördüğünüz bu balık faciası, her gün bıdı bıdı hayatınızı zora ve yetmezmiş gibi yer yer başınızı tavaya sokan, annenizle “emir-itaat” yollu geleneksel ve anlaşılır bir ilişki kurmanıza mani olan ve nihayet balığın faydalarından beyhude geçirdiğiniz onca yıla mal olmuştur. Hem balık dediğin Boğaz'da yenmez mi? Yanında rakı yoksa da aylarca aklınıza gelmez mi? Hah! Dön oradan sola, biraz daha git, ileride sağa çek, beş dakkaya  geliyorum.

Efenim büyüdüğünüzün kanıtı olacak bir hareket söylüyorum; manitadan ayrıldığınız ve “dirty single” yaşadığınız minnak evinizde ilk defa balık pişirmişseniz çıkın abi Emre Aydın kafasından. O kafalar olmuş, koparmak lazım o kafayı.

Elin kızı/oğlanı otuz beş sene de geçse zar zor gerçekleştirdiğiniz bu başarıyı mevzuya bahis etmezken, anne öyle mi? Şimdi duysa kendi balığınızı kendiniz pişirdiğinizi unutuverir kadıncağız kafanıza tavayı indirdiğini. İki damla gözyaşı bile salınır yeminle. Hiçbir anne böyle gerzekçe bir başarıyı küçümsemezdi. “benim oğlan sonunda büyüdü” derdi. “sabrettim, ettim ama bu günleri de gördüm ya artık tamam, gözüm açık gitmeyeceğim.” Size de bedavaya özgüven inerdi. “Sikerimaaaeee manitayı” derdiniz. Bundan sonra sizi hayatta hiçbir fatura yıkmazdı. Facebook’a koyduğunuz bir resmi (ki resim değil o- fotoğraf!) ilkokul arkadaşınız bile beğenmese acımazdı o zaman. Cuma Cuma sinemaya gitmiyor oluşunuzdan paye çıkarır, bekârlığın tadına varırdınız doya doya- el aşortmanın lastiğinde. Loş ışık, Behzat Ç., malak birası ve çekirdek mi dersin, gönder gelsin tasası, yemişim tasasını.

Evde balık pişirmeyi götünüzü yırtsanız da anlamayacak olan o manita var ya o manita, siz hayatın sırrına muvâffak olsanız, kanserin ilacını bulsanız ve hatta Fenerbahçe başkanı bile seçilseniz sizi sallamaz olm. O kızdan hayır gelir mi? Haybeye sıkıntı yapıyorsunuz, bak annelere bak, onlar bir balığı pişirebilmenin ömür doçentliği kazandırdığını bilirler.

Bir defa haysiyetli adamlar manitasıyla ayrılık kavgaları yaşamazlar. Tartışırlar. Sevgileri onları değiştirir, ben değil sen olmayı öğrenirler. Yani tartışarak gelişirler. Ayrılıkta neymiş? Ayrıldıysa seni sevmiyor işte, benden söylemesi! Manitalar birlikte büyürler afedersin. Ağlamaya hacet yoktur o işlerde. Sıçtın mı? Beraber sıçarlar. Biri sıçınca öbürü tekmeyi basmaz hemen. Biraz utandırır belki, o da güzel bak, ama terk etmezler. Terk edenler bizden değildir. İyisi mi siz bir balık pazarına gidin, orada özgüveni kiloyla satıyorlar. Paranız yoksa haftaya ödersiniz. Hepsi birer profesör sanırsın. Bir işin adabını bilmek isteyene sıkılmadan öğretiyorlar. Psikologlar halt etmiş. Adam suyun sırrına ulaşmış sen hala ağlıyorsun! Yazıklar olsun seni taşıdığım dokuz aya. piiiy.





I DON'T DRINK. HERE IS WHY.

These are the opinions of someone who did not choose alcohol. Addiction is hidden somewhere inside the software code of our generation. I do...