April 21, 2014

Ben, Marquez ve Babam

Yıllar evvel okudum Marquez’in Kolera Günlerinde Aşk’ını.

Zaten aşkı da edebiyattan öğrenmiştim. Ordaki zorluk, imkansızlık, yokuş bana hep “işte olması gereken gerçek aşk” dedirmişti.

Belki aşk sadece edebiyata yakışıyordur... Zira yüreğimi en derinden kıranı bile affetmenin yolunu aramam hep bundan.

Ne zaman gerçek aşktan söz etsem eş dost bana hep engel çıkarır. “Hadi canım bu kadar aptal olamazsın” derler. “Hiç mi akıllanmadın?”

Sonra yine edebiyata sığınırım.

Marquez’le yolumuz ilk defa Kolera Günlerinde Aşk’la kesişmişti. Sonra da bir daha ayrılmadı. Nerden bilebilirdim büyüdüğümde gerçek aşk uğruna elli iki sene bekleyebilecek potansiyelde olduğumu ve dahası büyüdüğümde Marquez gibi bir yazar olmak isteyeceğimi.

“Keşke” derdim, “keşke bütün dünya sadece okusa...”

Bir akşam iş çıkışı babamlara gittim. Annem bir davete gitmişti. Babam şapşahane yemek hazırladı, başbaşa yedik.

Babam da romantizmi sevmez, benim gibi duygusal böcektir. O an başbaşa yemek yiyoruz filan neredeyse romantik bir ortam var. Televizyon açık, haberleri izliyor bir yandan.

Derken haber sonunda ünlü yazar Marquez’in Kolera Günlerinde Aşk adlı romanının beyaz perdeye uyarlandığını işittim. Çok heyecanlandım. O akşam da galası vardı.

Hemen babama dönüp “Hadi yemeği bırakıp sinemaya gidelim- başbaşa!” dedim.

“Otuz yıldır gitmiyorum sinemaya” dedi. Aslında abartıyor da neyse komik adam, benden önce hazırlanmıştı bile.

Koşa koşa çıktık evden.

Bir kaç ay önce annemle sinemaya gitmiştik. Çok komik bir film izledik. Eve döndüğümüzde hala gülüyorduk ve Balık babam biraz kıskanmıştı.

Hazır annem de yokken bir taşla iki kuş vurayım dedim. Hem babamla vakit geçireceğiz hem de en sevdiğim kitabın filmini izleyeceğiz.


Filme girene kadar çok eğlendik. Ben kitaptaki kahramanın aşk karşısındaki duygusal ve sersem gelgitlerini anlattım, babam okumamış olduğu için içerledi.

Sinema salonuna geldiğimizde biletçi kız “Öğrenci var mı?” diye sordu. Babamla birbirimize bakıp kikirkedik. “Var. Ben öğrenciyim babam da öğretmen”

Yaramazlık yapma fırsatı yakalamışsak hiç ertelemeyiz.

Babam girişti “Benim öğrencilerim hep bu sinemaya gelirler. Haftada bir defa onlara ödev olarak veririm ehuhe”

Biletçi kız yememiş olabilir ama o da çok eğlendi. Bize iki tane öğrenci indirimli bilet verdi. İçeri girerken bir de Starbuck’s’tan iki büyük kağıt bardak alıp içine şarap doldurduk. Keyfimize diyecek yok, her şey çok güzel.

Salonda bizimle beraber toplam 6 kişi vardı. En ortaya oturduk. Film başladı.

İlk sahnesinden sonra benim elim ayağım buz kesti. Bir terslik vardı. Bardem hayalimdeki gibiydi ve gelgit yerine seks yapıyordu!

Kitapta adam gerçek aşkı uğruna kimseye gönül bağlamıyor ve birlikte olduğu 522 kadına hürmetinden isimlerini deftere kaydediyor.

Filmde ise adam tam olarak 522 kadınla seks yapıyor!

Babam da ben de neye uğradığımızı şaşırdık. Her sevişme sahnesinde yere bir şey düşürüp arıyormuş gibi yapmaktan gına geldi. Çünkü altı kişinin olduğu bir sinema salonunda filmden kopman için fazla bahanen olmuyor.

Yere bir şey düşürüyorum, sonra onu arıyorum, ben ararken babam da o rezil sahnelere bakmamak için benimle yerlerde sürünüyor, telefonuma bakıyorum kimse aramıyor, babam arkaya dönüyor- sanki tanıdık birine bakıyor- ter basıyor, magmaya iniyoruz.

Film bildiğin porno çıktı!

İlk yarısına gelmeden elimizdeki bütün bahaneler tükenince ben yönetmenlere babam da bana küfür ediyordu.

O kadar kızdı ki çıkıp gitmesiyle salonda beş kişi kaldık.

Sonraki üç ay boyunca benimle konuşmadı.

Geçen hafta Marquez’in vefat ettiğini öğrendiğimde yine babam yanımdaydı. Tam rezil olduğum filmi hatırlatacaktım ki babam kalkıp kütüphanesinden Yüzyıllık Yalnızlık’ı getirdi. Ardından da bana küsmesini kahkahalarla anlattı.


Marquez’i tanıştırdığım için teşekkür etti ve bir otuz sene daha benimle sinemaya gitmeyeceğini salık verdi.

Sonar Haber Gazetesi
22 Nisan 2014

I DON'T DRINK. HERE IS WHY.

These are the opinions of someone who did not choose alcohol. Addiction is hidden somewhere inside the software code of our generation. I do...