September 12, 2015

ÖZGÜVENİNİ ÇALAN ERKEKLER



Zaten her kızın babasıyla sorunu vardır. Allı ballı ilişkisi olan kızların da mutlaka vardır ama onlar bunu görmezden gelir. Insan psikolojisiyle ilgili üç beş kitap okumuştur ve orada baba sorunlarından kendini sakınması gerektiğine kanaat getirmiştir. Aynı kızlar gidip iğrenç muamele görecekleri kocalar seçmişlerdir-nedense!

Kızların babasıyla yaşanan sorunların psikodinamiğine “elektra” ismi verilir. Özetle kendilerini annelerinin yerlerine koyma halidir Elektra Kargaşası. Hatta konuyla alakalı bir film örneği vermek gerekirse “Anne Frank’ın Günlüğü”. Psikologların yakından incelediği bir filmdir kendisi. Babasını annesinden kıskanır Anne Frank. Izleyince anlarsın.

Bir de bu ayağın erkek çocuklarını ilgilendiren tarafı bulunuyor. Ona da “Ödipüs Kargaşası” ismi verilmiş. Konuyla ilgili film demeyeceğim, zira bütün iyi filmlerde bu Ödipüs Kargaşası işlenmekte. Her senaryo baba-oğul çatışması üzerinden dönmez. En çok, kızı kazanmaya çalışan adamın rakibi olarak seyrederiz ödipüs kargaşasını. Neyse kafaları çok karıştırmayayım, konumuz kadınların özgüvenini çalan erkekler.

Işte bu erkeklerin genellikle babalarıyla alıp veremediği bir sorun bulunur. Ya baba çok otoriterdir ve anneyi dizginlemiştir, ya da küçük yaştan itibaren oğula şiddet istismarı uygulamıştır. Sonra oğul büyür, üniversiteyi bitirir, kendi parasını kazanmaya başlar, hatta görünürde babasıyla çok iyi anlaşmaktadır. Ancak karşı cinsle ilişkisinde ciddi arızalar yaşar!

Özellikle güzel, kendi ayakları üstünde duran, kariyeri olan veya başarılı kadınlardır ilişki kurdukları. Başlarda çok tatlıdırlar. Yeteneklerini görkemle sunar ve bu tip kadınları etkilerler. Sonra ilişki derinleştikçe bir kaçma hali baş gösterir. Kadının bu dengesizliği anlaması maalesef uzun zaman alır. Anladığında ise mantıkla çözmeye çalışacaktır!

Kadının başvurduğu ilk yöntem konuşmak olur. Ve fakat konuşmaya çalıştıkça adam sertleşir. Sertlik karşısında kadın geri çekilme yöntemini uygular. Bu defa adam güzel hediyelerle bir adım atar. Şık restoranlarda akşam yemekleri, gecesinde muhteşem sevişme seramonileri, aşk dolu sözler, hoop kadın krizin geçtiğini düşünmeye başlar.

Birkaç gün içinde kadının yeniden sahip olduğu coşku karşısında adam başka arıza çıkaracaktır. Örneğin kıskançlık krizi! Her kadın kıskanıldığı yerde sevginin olduğuna inanır. Bir anda kendini toplama ihtiyacı duyar. Hal ve hareketlerine çeki düzen verir. Yeter ki o tatlı anlar geri gelsin.

Kadın kendini adama layık biri olma yoluna soktuğu anda adam sırtını dönmeye başlayacaktır. Kadın artık oyunun içindedir ve adamın gönlünü hoş tutmak için etrafında pır döner. Kadının bu sevimli çabasını fark eden erkek kamçılamaya hakaretlerle devam eder.

Ilk başta haraketlerin yenilir yutulur türde olduğunu düşünen kadın “geçebiliriz burayı” sanır. Ancak her geçebiliriz burayı noktasında erkek babasına daha çok benzeyecek ve tıpkı kendi gördüğü muamele gibi “ne yaparsan yap, onay vermeyecektir.”

Bu bir kısır döngüdür sevgili seyirciler. Adım adım tırmanır zorluk. Bir bakmışsın bu adamla evlenmişsin. Bir bakmışsın bu adamla çocukların olmuş. Bir bakmışsın işin boyutu kocadan dayak yemeye varmış. Bir bakmışsın “kocamdır, döver de sever de…” insanı olmuşsun. Bir bakmışsın özgüveninden eser kalmamış. Bir bakmışsın babasının azize kızı elin ruhhastası adamının elinde ucuz, namussuz ve dehşet verici çirkinlikte bulmuş kendini. Sonu yok anlayacağın. Tek çare kangren kolunu kesip, eyvallah diyerek yoluna gitmek.

Not; Almanca “schadenfreude” diye bir tanım bulunuyor. Türkçe karşılığı; Hasarla Beslenen!


zec

Dipnot Tablet -234 

I DON'T DRINK. HERE IS WHY.

These are the opinions of someone who did not choose alcohol. Addiction is hidden somewhere inside the software code of our generation. I do...