Eşekli Kütüphaneci olarak bilinen Mustafa Güzelgöz’ü
yazmak istiyorum. Kulaklarıma Bach’ın yalnızlık sonatları çalınıyor. Derinlerimde
bir yerler aydınlanırken, gözyaşlarımı tutmaktan yoruluyorum. Her şeyden önce
kitaplara olan tutkumdan Güzelgöz’ün ellerini yakalıyorum. Sonra elindeki imkânlarla
insanlığa açtığı patikalardan geçiyorum.
İçim sızlıyor.
Cehaletin kol gezdiği her coğrafya için içim sızlıyor.
Mustafa Güzelgöz 1940’lı yıllarda memleketi Nevşehir’in
Ürgüp ilçesine gelir. Henüz 23 yaşındadır. Mustafa Vefa Sporun kalecisidir o
tarihlerde. Ürgüp’e geldiğinde köylü çocuklara futbol öğreten bu Vefa’lı Kaleciyi
kaymakam izler. Ona Ürgüp’te kalıp çocuklara futbol öğretmesini teklif eder. Tabii
adamın yaşaması için para da gereklidir. Kaymakam ona kütüphanede bir memurluk
ayarlar.
Mustafa kütüphaneye ilk girdiğinde Cumhuriyet dönemi
öncesi dille yazılmış olan kitapların artık gerekmediği için kaldırıldığı
depoya girer. Rutubetli kitapları dışarı çıkarır ve güneşte kurutur. Rafların tozlarını
temizler. Kitapları yerleştirir. Ne var ki kimse kütüphaneye gelmez.
Zaman içerisinde Mustafa eşeği Yüksel’le beraber tozlu
kitapları köylünün ayağına taşımaya başlar. Kütüphaneyi sadece haftada iki gün
açık tutmaktadır artık. Köylü çocuklara Balzac’ı verirken kitapları
yıpratmamalarını, başka çocukların da okuyacağını tembihler. Her on beş günde
bir kitapları toplar ve başka çocuklara taşımaya devam eder.
Mustafa Güzelgöz’ü tarihe geçiren olay ise kadınların da
kütüphaneye girmesi için bulduğu yoldur. O tarihteki en büyük iki dikiş
makinesi markasına mektup yazar. Kütüphane için onlardan dikiş makinesi ister. Bunun
karşılığında ise kütüphanenin kapısına dikiş makinelerinin tabelalarını
asacaktır. Singer ve Zenith adlı dikiş makinesi markaları kütüphaneye on tane
makine yollar. Artık Salı günleri “kadınlar
günüdür”
Bunu duyan köylü kadınlar kumaş parçalarını kaptıkları
gibi kütüphaneye dikiş dikmeye koşarlar. Makineler yetmez. Kapıda kuyruklar
oluşur. Kadınlar bu kuyruklarda beklerken okusunlar diye Mustafa onlara
kitaplar verir.
Bu iş 1972 yılına kadar devam eder. Sonunda valilik
memuriyet haklarını şahsi çıkarları için kullanıyor diyerek kendisine dava
açar. Ankara’dan gönderilen müfettişler Mustafa’yı hatalı bulur. Hakkında yazılan
raporlar sonucunda Mustafa Güzelgöz zorla emekli ettirilir.
1963 yılında Mustafa Güzelgöz’e “Amerikan Barış Gönüllüleri
Derneği’nin İnsanlığa Hizmet Ödülü” verilmiştir.
Sunay Akın’ın dediği gibi “Mustafa Güzelgöz aydınlanma
tarihinin en büyük kurtarışlarından birini yapmıştır.”
Beni ağlatırken güldürmeyi başardığın için teşekkürler Mustafa
Güzelgöz.
