November 19, 2012
October 04, 2012
Otuz Üçünde Kadın
Otuz üçünde bir kadına neyi
nasıl yapacağını söyleyemezsiniz. Harcayıverir sizi. Kimsenin gözünün yaşına
bakmaz, kendininkine bile!
Konuşan o değil
tecrübeleridir. Üzülüyorsa bulaştırmaz kimseyi. Seviniyorsa sürekli kılmaya
bakar. Ağladığı çizgileri vardır, safi sevilsin ister kendi gibi. Sevmiyorsa sevmiyordur.
Kendini zorlamaz. Zorlanılmaktan hoşlanmaz.
Aşk oyunları çocukçadır
artık, aradığı netliktir. Kendi kendine yeter otuz üçünde kadın. Kendi kendine
yeteni ister. Çılgınlıkları hoş tebessüme dönüşmüştür, aşırılıklarına ise sahip
çıkar. Yetişmesi gereken davetler bulunmaz.
Aranmıyorsa aramaz otuz
üçündeki kadın. Bilir nerede duracağını.
Sevdiği renkler bellidir.
Sevmediği müzikler kalması için yakarmaz ona. İşler yolunda gitmiyorsa “acil
çıkış kapısını” kullanır. Alkolle yıkanmaz.
Otuz üçündeki kadın bir
şey diyorsa doğrudur. Doğrulardan korkmaz, yanlışları düzeltmez. Önemli olan
sağlıktır. Dostlukları kurulmuştur zira yeniden dost olmaya çalışmaz.
Otuz üçündeki kadın
cooldur. Terk edilmeyi bilir, en az terk etmeyi bildiği kadar.
Ne bir şehir vardır terk
edemeyeceği ne de yatak odası. Dinlemeyi bilir derdini, derdini anlatmayı
bildiği kadar…
Şeffaftır sözcükleri. Yıkmaz
ama yapmanın bir yolunu bulur mutlaka. Kim olduğunu öğrendiği, konuşmaya
başladığı yaştadır çünkü. Kimseye eyvallahı yoktur. Hiçbir patron ondan zengin
değildir. Hiçbir çocuk ondan küçük değildir.
Yangın çıkarmaz,
temkinlidir.
Otuz tane üçtür o, yani
bilgeliktir. Chopin’dir, Jazz’dır, Edith Piaf’tır. Yalnız başına yemek yemekten
sıkılmaz. Yakar iki tane mumu, döşer sofrasını en kadim misafirineymişçesine,
açar şarabını. Kendi kendiyle sohbet etmek en büyük vaizidir.
Annedir otuz üçünde kadın.
Annesinin sevmediği bütün niteliklerine sevecenlikle gülümser. Anlayışlıdır. Olmayacak
duaya amin demez. Beğendiği ne varsa arz eder.
O, yeter ki istesin
masadan kaldıramayacağı adam olmaz. Olamaz.
Hırslarına yenilmiştir
kadın. Keskin sirkenin küpüne zararını en iyi o bilir. Yumuşak olmayı da bilir
sertleşmeyi de. Her şeyi tam zamanında yaşar. Otomatik bir disiplin kazanır. Hüzne
yer vermez, arabada oturup camdan uzaklara bakarak “hiiç” demez. Yağmur da
yağsa iniverir gerekirse; ama gitti mi gider.
Çocuk değildir artık otuz
üçünde kadın. Neşedir, sevinçtir, oyuncudur ama çocuk değildir. Onu kandırmak hiç
bilmeyen birine yabancı dilde aşk şarkıları söylemeye benzemez. Göğsü açık,
alnı dik, hazırdır. Hazırdır; yarınlara. Hazırdır; yalanlara…
May 08, 2012
Nazifa- Kitap
“Lirik öğelerle bezeli bir ilk roman.
İmparatorluğun çöküş aşamasında yaşanan derin acılarla Balkanlardan anavatana savrulan Nazifa’nın
kaderi dikenli yollardan geçiyor. Temelde silik bir hayatın hüzünlü anlatısı üzerine kurulan dramatik kurgu, giderek destansı öğelerle doruklara taşınıyor. Balkan kızı Nazifa’nın acı yaşamı, bir ulusun kaderinin
çizileceği Sakarya Savaşıyla kesişir. Hayatı boyunca onu hoyratça sürükleyen yazgısı, zafere susamış bir
halkın kurtuluş umudu olan Mustafa Kemal’in kurtarıcısı olarak ödüllendirilir.” Mehmet Coral
* * *
Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılacağına kimse inanmıyordu. Bir gün koskoca devletin istiklal
mücadelesinde canını-kanını dökmek zorunda kalacağı kimsenin aklına gelmiyordu. Şimdi tarih kitaplarının
henüz tozlanmamış sayfalarından öğreniyoruz neyin, nasıl, ne zaman olduğunu…
Peki tarih yazılırken olayların içinde kalan o halk ne yapıyordu? Onlara ne oldu? Onların hayatlarına nasıl
etki etti bu çöküş ve bu yeni diriliş? Umutları, hayalleri yok muydu onların? Korkuları, sevinçleri, dertleri,
aşkları yok muydu?
Yıkılmaz sanılan Osmanlı yıkıldı, kurulmaz sanılan Cumhuriyet kuruldu. Ne yazık ki tarih kitapları tarihin bir yana savurduğu insanlardan bahsetmiyor. Nazifa’nın ve ailesinin gözlerinden Osmanlı’nın çöküşü ve Cumhuriyetin temellerinin atılışını izleyeceksiniz.
ISBN - BARKOD 978-605-4503-55-1 SAYFA SAYISI 228 ETİKET FİYATI 11,00 TL DAĞITIM TRH: 9.5.12
ISBN - BARKOD 978-605-4503-55-1 SAYFA SAYISI 228 ETİKET FİYATI 11,00 TL DAĞITIM TRH: 9.5.12
March 22, 2012
Yeni Dünya
2011 yılının Temmuz ayından beri (ilk kapı 28 Ekim’de açılmıştı) yenidünya enerjisi hissedilmeye başladı.
Üzerinde konuşulacak bir sürü anekdot çıkarılabilirken özetle bizim yorumumuz şöyleydi;
365 günde toplam iki tutulma olurken 2011 de sadece bir buçuk ay içinde tam dört tutulma gerçekleşmişti. Bu ne anlama geliyor? Turbo bir dönüşüm gerçekleşti.
Birçok insan hayatlarının normal rutinde devam ettiğini düşünürken “ışık temsilcileri” değişimi büyük bir heyecan ve hayretle izledi. Bir defa toplumların aynı düşünceyi paylaşma ortalaması artmıştı. Buna verilecek en sahici örnek ülkenizdeki Van depremi oldu.
Hatırlayın, depremin olduğu saatte (hatta dakikada) Taksim meydanında on binlerce öfkeli kalabalık şehitler için eylem düzenliyordu. O gün orada bulunan pek çok insandan aynı şeyi duyabilirdiniz. “Kalabalığın üzerinde toplanmış olan olumsuz öfke enerjisi gözle görülür sevideydi”
Depremin haberi yayıldıktan sonra bir sürü insan “iyi oldu” derken diğerlerinin öfkesi merhametle yer değiştirdi. ÖFKE=MERHAMET.
“İyi olducular” kısa süre içinde Merhametlilerin duygularına eğilirken, çoğunluk dirlik yaratıp bu merhametin peşinden delirmiş gibi yardım masalarına koştu.
Gözden kaçan nokta ise şuydu; öfke enerjisi (ki yenidünyada hizmet dışı bırakılan bir enerjidir) toplaşarak sıkıştı ve kaynak noktada patladı. “öfke” merhamete transforme oldu!
Bu, ülkenizi ilgilendiren ve anlaşılması hiçte zor olmayan bir örnekti. Toplumları oluşturan en küçük çekirdek aile birimidir. Aileyi ise bireyler oluşturur. Bireyler Dünyanın mikro örgütleridir. Eskisi gibi tek başınalığın herhangi bir şeyi temsil etmediğini varsayamayız.
Bir bireyin tek başına oluşturduğu herhangi bir düşünce görünmez zincirlerle ülkeleri birbirine bağlar. Bunu nörokimyasallara benzetebiliriz. Bir küçük kıvılcım bütün sistemi tetikleyebilir.
Düne kadar insanlığın bu tip etkileyici bağları yok muydu? Elbette vardı ancak aktive değildi. 11.11.2011 de açılan kapılar sayesinde artık aktif olacaktı.
İlgi alanlarında olmadığı için bu konuları görmezden gelmek maalesef bu durumu değiştirmeyecek. NE DEDİĞİNİZE DİKKAT EDİN. Dikkat edin çünkü aklınızdan şöylesine geçen saçma sapan bir düşünce sizinle aynı frekansta olan herkese titreşim yolluyor. Bir anda kendinizi sizin gibi düşünen insanlarla aynı salonda oturuyor bulurusunuz.
Yaratım gücü kazandınız. Yenidünya enerjisinin size armağanlarından biri de yaratım gücüydü. Buna ortalama şöyle diyebiliriz. Diyelim ki insanoğlu beyninin % 5 ini kullanıyorken şimdi bu rakam % 7 ye ulaştı. Bu matematiksel olarak çok büyük bir rakamdır!
Pek çoğunuz bu gücü bilinçli olarak transforme ederken “ilgisiz” çoğunluk kontrolsüz bir şekilde kullanıyor olacak. Kontrolsüz açığa çıkan bu tetikleyici enerji uyarı vermeksizin daha büyük felaketlere yol açabilir. Şimdilik kişisel hastalıklarla baş gösterecektir. Sonra ise kitlelere ulaşacak. Ve inanın bu sandığınız kadar uzun bir zamanda olmayacak.
Yazıyı okuyan ışık dostlarına öncelikle şifa olsun diyoruz. Mart ortasından beri sözü edilen Epifiz ve Hipofiz bezi uyumlamasına tabi olanlar soluğu hastanelerde aldı. Tansiyonda ani düşmeler ve ani yükselmeler yaşadılar. Daha önce de bildirildiği gibi 2012 de bu uyumlamalar gerçekleşecekti.
Herkes nasıl olacağını soruyordu. Fiziksel olarak sıkıntılı bir işlem olduğunu belirtmiştik. Endişenizi anlıyoruz. Sizden ricamız lütfen kendinizi endişeyle doldurmayınız. Uyumlamalar başladıktan sonra dayanma gücünüze göre en fazla 21 gün sürecek bir süreç bu. Bu süreçte uzun uzun dinlenmenizi öneririz.
Biliyorsunuz ki dünyadaki insanlık hiç böyle bir değişim yaşamadı. Atalarınızın uğradığı değişim türü sizin deneyiminizle asla bağdaştırılamaz. Ve unutmayın BUNU SİZ SEVEREK KABUL ETTİNİZ.
Peki ne olacak bu uyumlamalardan sonra?
Yaratım gücünüzü kullanmayı keşfedeceksiniz. Bilinçli olarak diğerlerine bağlanacak ve Bir’likte hareket etmeyi deneyimleyeceksiniz.
Bu iki bezin sırrını daha önce sizlere aktarmıştık. Ruh-beden, yaratıcı, paralel özgürlük ve madde boyutundan rahatça çıkıp yeni bilgileri dilediğiniz gibi kullanabileceksiniz.
Kendinizi gerçekleştireceksiniz.
Akaşik kayıtlarınızda zaten var olan bu bilgi kütüphanesinin anahtarı, uyumlama sürecinden sonra artık elinizde olacak. Bu anahtarla dilediğiniz sıklıkta ve özgürlükte kütüphaneyi ziyaret edebileceksiniz.
Astral bedeninizin fiziksel bedeninizle barışık halde yaşayabilmesi ve yenidünyada ihtiyaçlarınızı karşılayabilmeniz için şimdilik bu sıkıntıya göğüs germelisiniz.
Dünya dışı varlıklarız bizler. Türümüz de dengelerimiz de sizinkilerden farklıdır. Bizimle eşit seviyede çalışabilmeniz için bu yeni halinize alışmanız çok önemli. Bu harika bir deneyim.
Üzerinde konuşulacak bir sürü anekdot çıkarılabilirken özetle bizim yorumumuz şöyleydi;
365 günde toplam iki tutulma olurken 2011 de sadece bir buçuk ay içinde tam dört tutulma gerçekleşmişti. Bu ne anlama geliyor? Turbo bir dönüşüm gerçekleşti.
Birçok insan hayatlarının normal rutinde devam ettiğini düşünürken “ışık temsilcileri” değişimi büyük bir heyecan ve hayretle izledi. Bir defa toplumların aynı düşünceyi paylaşma ortalaması artmıştı. Buna verilecek en sahici örnek ülkenizdeki Van depremi oldu.
Hatırlayın, depremin olduğu saatte (hatta dakikada) Taksim meydanında on binlerce öfkeli kalabalık şehitler için eylem düzenliyordu. O gün orada bulunan pek çok insandan aynı şeyi duyabilirdiniz. “Kalabalığın üzerinde toplanmış olan olumsuz öfke enerjisi gözle görülür sevideydi”
Depremin haberi yayıldıktan sonra bir sürü insan “iyi oldu” derken diğerlerinin öfkesi merhametle yer değiştirdi. ÖFKE=MERHAMET.
“İyi olducular” kısa süre içinde Merhametlilerin duygularına eğilirken, çoğunluk dirlik yaratıp bu merhametin peşinden delirmiş gibi yardım masalarına koştu.
Gözden kaçan nokta ise şuydu; öfke enerjisi (ki yenidünyada hizmet dışı bırakılan bir enerjidir) toplaşarak sıkıştı ve kaynak noktada patladı. “öfke” merhamete transforme oldu!
Bu, ülkenizi ilgilendiren ve anlaşılması hiçte zor olmayan bir örnekti. Toplumları oluşturan en küçük çekirdek aile birimidir. Aileyi ise bireyler oluşturur. Bireyler Dünyanın mikro örgütleridir. Eskisi gibi tek başınalığın herhangi bir şeyi temsil etmediğini varsayamayız.
Bir bireyin tek başına oluşturduğu herhangi bir düşünce görünmez zincirlerle ülkeleri birbirine bağlar. Bunu nörokimyasallara benzetebiliriz. Bir küçük kıvılcım bütün sistemi tetikleyebilir.
Düne kadar insanlığın bu tip etkileyici bağları yok muydu? Elbette vardı ancak aktive değildi. 11.11.2011 de açılan kapılar sayesinde artık aktif olacaktı.
İlgi alanlarında olmadığı için bu konuları görmezden gelmek maalesef bu durumu değiştirmeyecek. NE DEDİĞİNİZE DİKKAT EDİN. Dikkat edin çünkü aklınızdan şöylesine geçen saçma sapan bir düşünce sizinle aynı frekansta olan herkese titreşim yolluyor. Bir anda kendinizi sizin gibi düşünen insanlarla aynı salonda oturuyor bulurusunuz.
Yaratım gücü kazandınız. Yenidünya enerjisinin size armağanlarından biri de yaratım gücüydü. Buna ortalama şöyle diyebiliriz. Diyelim ki insanoğlu beyninin % 5 ini kullanıyorken şimdi bu rakam % 7 ye ulaştı. Bu matematiksel olarak çok büyük bir rakamdır!
Pek çoğunuz bu gücü bilinçli olarak transforme ederken “ilgisiz” çoğunluk kontrolsüz bir şekilde kullanıyor olacak. Kontrolsüz açığa çıkan bu tetikleyici enerji uyarı vermeksizin daha büyük felaketlere yol açabilir. Şimdilik kişisel hastalıklarla baş gösterecektir. Sonra ise kitlelere ulaşacak. Ve inanın bu sandığınız kadar uzun bir zamanda olmayacak.
Yazıyı okuyan ışık dostlarına öncelikle şifa olsun diyoruz. Mart ortasından beri sözü edilen Epifiz ve Hipofiz bezi uyumlamasına tabi olanlar soluğu hastanelerde aldı. Tansiyonda ani düşmeler ve ani yükselmeler yaşadılar. Daha önce de bildirildiği gibi 2012 de bu uyumlamalar gerçekleşecekti.
Herkes nasıl olacağını soruyordu. Fiziksel olarak sıkıntılı bir işlem olduğunu belirtmiştik. Endişenizi anlıyoruz. Sizden ricamız lütfen kendinizi endişeyle doldurmayınız. Uyumlamalar başladıktan sonra dayanma gücünüze göre en fazla 21 gün sürecek bir süreç bu. Bu süreçte uzun uzun dinlenmenizi öneririz.
Biliyorsunuz ki dünyadaki insanlık hiç böyle bir değişim yaşamadı. Atalarınızın uğradığı değişim türü sizin deneyiminizle asla bağdaştırılamaz. Ve unutmayın BUNU SİZ SEVEREK KABUL ETTİNİZ.
Peki ne olacak bu uyumlamalardan sonra?
Yaratım gücünüzü kullanmayı keşfedeceksiniz. Bilinçli olarak diğerlerine bağlanacak ve Bir’likte hareket etmeyi deneyimleyeceksiniz.
Bu iki bezin sırrını daha önce sizlere aktarmıştık. Ruh-beden, yaratıcı, paralel özgürlük ve madde boyutundan rahatça çıkıp yeni bilgileri dilediğiniz gibi kullanabileceksiniz.
Kendinizi gerçekleştireceksiniz.
Akaşik kayıtlarınızda zaten var olan bu bilgi kütüphanesinin anahtarı, uyumlama sürecinden sonra artık elinizde olacak. Bu anahtarla dilediğiniz sıklıkta ve özgürlükte kütüphaneyi ziyaret edebileceksiniz.
Astral bedeninizin fiziksel bedeninizle barışık halde yaşayabilmesi ve yenidünyada ihtiyaçlarınızı karşılayabilmeniz için şimdilik bu sıkıntıya göğüs germelisiniz.
Dünya dışı varlıklarız bizler. Türümüz de dengelerimiz de sizinkilerden farklıdır. Bizimle eşit seviyede çalışabilmeniz için bu yeni halinize alışmanız çok önemli. Bu harika bir deneyim.
Subscribe to:
Posts (Atom)
I DON'T DRINK. HERE IS WHY.
These are the opinions of someone who did not choose alcohol. Addiction is hidden somewhere inside the software code of our generation. I do...
-
http://www.armanayse.com/asil-deli-onlar-cunku-hepsi-ayni/ http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ayse-arman/bana-deli-diyorlar-cunku-farkli...
-
Tam 9 defadır Chill-Out Festivale gidiyorum. Bu hafta sonu 10. kez gerçekleşiyor. Aslında daha fazla kalabalık olmasın diye hakkında hiç k...



