January 06, 2016

Artful Living'le Röportaj

Edebiyat dergileriyle röportaj yapmayı seviyorum. Artful Living de çok şahane bir dergi. Siktirgitli Aşklar'dan, Amk Aşklar'dan, Yeni kitaptan, eski kitaptan, çoklu kişilik kargaşasından,  Funda Mentaloğlu'ndan, Zehra Azbay'dan, mahalle baskısından ve beni bozan sosyal medyadan konuştuk.
Şurada linki bulunmakta http://www.artfulliving.com.tr/edebiyat/ben-farkinda-olmadan-yazdigim-karaktere-burunurum-i-4728 artfulliving.com.tr
zehra azbay

September 12, 2015

ÖZGÜVENİNİ ÇALAN ERKEKLER



Zaten her kızın babasıyla sorunu vardır. Allı ballı ilişkisi olan kızların da mutlaka vardır ama onlar bunu görmezden gelir. Insan psikolojisiyle ilgili üç beş kitap okumuştur ve orada baba sorunlarından kendini sakınması gerektiğine kanaat getirmiştir. Aynı kızlar gidip iğrenç muamele görecekleri kocalar seçmişlerdir-nedense!

Kızların babasıyla yaşanan sorunların psikodinamiğine “elektra” ismi verilir. Özetle kendilerini annelerinin yerlerine koyma halidir Elektra Kargaşası. Hatta konuyla alakalı bir film örneği vermek gerekirse “Anne Frank’ın Günlüğü”. Psikologların yakından incelediği bir filmdir kendisi. Babasını annesinden kıskanır Anne Frank. Izleyince anlarsın.

Bir de bu ayağın erkek çocuklarını ilgilendiren tarafı bulunuyor. Ona da “Ödipüs Kargaşası” ismi verilmiş. Konuyla ilgili film demeyeceğim, zira bütün iyi filmlerde bu Ödipüs Kargaşası işlenmekte. Her senaryo baba-oğul çatışması üzerinden dönmez. En çok, kızı kazanmaya çalışan adamın rakibi olarak seyrederiz ödipüs kargaşasını. Neyse kafaları çok karıştırmayayım, konumuz kadınların özgüvenini çalan erkekler.

Işte bu erkeklerin genellikle babalarıyla alıp veremediği bir sorun bulunur. Ya baba çok otoriterdir ve anneyi dizginlemiştir, ya da küçük yaştan itibaren oğula şiddet istismarı uygulamıştır. Sonra oğul büyür, üniversiteyi bitirir, kendi parasını kazanmaya başlar, hatta görünürde babasıyla çok iyi anlaşmaktadır. Ancak karşı cinsle ilişkisinde ciddi arızalar yaşar!

Özellikle güzel, kendi ayakları üstünde duran, kariyeri olan veya başarılı kadınlardır ilişki kurdukları. Başlarda çok tatlıdırlar. Yeteneklerini görkemle sunar ve bu tip kadınları etkilerler. Sonra ilişki derinleştikçe bir kaçma hali baş gösterir. Kadının bu dengesizliği anlaması maalesef uzun zaman alır. Anladığında ise mantıkla çözmeye çalışacaktır!

Kadının başvurduğu ilk yöntem konuşmak olur. Ve fakat konuşmaya çalıştıkça adam sertleşir. Sertlik karşısında kadın geri çekilme yöntemini uygular. Bu defa adam güzel hediyelerle bir adım atar. Şık restoranlarda akşam yemekleri, gecesinde muhteşem sevişme seramonileri, aşk dolu sözler, hoop kadın krizin geçtiğini düşünmeye başlar.

Birkaç gün içinde kadının yeniden sahip olduğu coşku karşısında adam başka arıza çıkaracaktır. Örneğin kıskançlık krizi! Her kadın kıskanıldığı yerde sevginin olduğuna inanır. Bir anda kendini toplama ihtiyacı duyar. Hal ve hareketlerine çeki düzen verir. Yeter ki o tatlı anlar geri gelsin.

Kadın kendini adama layık biri olma yoluna soktuğu anda adam sırtını dönmeye başlayacaktır. Kadın artık oyunun içindedir ve adamın gönlünü hoş tutmak için etrafında pır döner. Kadının bu sevimli çabasını fark eden erkek kamçılamaya hakaretlerle devam eder.

Ilk başta haraketlerin yenilir yutulur türde olduğunu düşünen kadın “geçebiliriz burayı” sanır. Ancak her geçebiliriz burayı noktasında erkek babasına daha çok benzeyecek ve tıpkı kendi gördüğü muamele gibi “ne yaparsan yap, onay vermeyecektir.”

Bu bir kısır döngüdür sevgili seyirciler. Adım adım tırmanır zorluk. Bir bakmışsın bu adamla evlenmişsin. Bir bakmışsın bu adamla çocukların olmuş. Bir bakmışsın işin boyutu kocadan dayak yemeye varmış. Bir bakmışsın “kocamdır, döver de sever de…” insanı olmuşsun. Bir bakmışsın özgüveninden eser kalmamış. Bir bakmışsın babasının azize kızı elin ruhhastası adamının elinde ucuz, namussuz ve dehşet verici çirkinlikte bulmuş kendini. Sonu yok anlayacağın. Tek çare kangren kolunu kesip, eyvallah diyerek yoluna gitmek.

Not; Almanca “schadenfreude” diye bir tanım bulunuyor. Türkçe karşılığı; Hasarla Beslenen!


zec

Dipnot Tablet -234 

August 05, 2015

HER KADIN GÜZEL DEĞİLDİR


Aramızda gece ışıklarıyla Dubai’ye benzeyen kadınlar var. Sabah olduğunda ise balbumuna dönüşüyorlar. insanı hayrete sürüklemekle kalmıyor, bir de gaflet prensesi olmana sebep oluyor.

Şehrin güzel bir gecesi, güzel arkadaşım İlke’yle bol bol parlanıp alemlere aktıydık. Ona buna mavi boncuk dağıtan İlke’yi hayranlıkla izleyip eğlendiydim. Finalde gözlüklerimi çantasında unutup, ertesi sabah çok erken satte evine gitmek zorunda kalıyorum. Her insan evladı gibi zili çalıyorum. Uykulu uykulu biri açıyor sonra. Ona İlke’yi soruyorum. Böyle.. Bir şeyler diyor gözlerini belerte belerte. Duyamıyorum ama. Sesi uzaydan geliyor çünkü. Ne dediysem çok kızmş olacak ki hışımla gözlük kutumu fırlatıp kapıyı yüzüme çarpıyor.

Birkaç dakika sonra jeton düştüydü, kapıyı açan İlke’ydi. Bu defa “tanımadım ama çok pardon” demek için geri döndüm. Dönmeyeydim, eyiydi. Nasıl toparlayacağımı bilemedim tabi. Zaten ben sana bi şi diyeyim mi seyirci, toparlamaya çalışmamak lazım öyle durumlarda. Böylece hayatımın, ilk sahtekar kız arkadaş şokunu yaşadıydım. Hala atlatamadığımı söylemeliyim.

Pekala, çirkin olmak kader değildir. Öyle ki, günümüzde güzellik her kadının ulaşabileceği bir seviyeye erişmiştir. Her türlü amaca sunulacak hizmet bulunmakta. Neticede her kadın alımlı-sözlük anlamıyla, alıcısı bol- olmak ister. Ne kadar çok alıcı istersin o kadar kesenin ağzını açarsın.

O kadar yatırım yaptıktan sonra bütün hikayenin, sadece baş döndürücü Facebook fotoğrafı haline gelmesi çok ironiktir aslında. Dünyayla resmen alay etmektedirler. Direk, nanik yapıyorlar adeta. Bu salak erkeklerin de gün ağarıncaya kadar haberleri olmuyor. Ben erkek olsam ve sabah uyandığımda yanımda öyle bir şey olsa ölü taklidi yapmayı tercih ederim.

Derler ki, “güzel kadınlar hayata bir/sıfır önde başlar.” Biri de çıkıp demiyor ki, aman ha, makyaj çok acayip bir şey, bir/sıfır başladığın yarışı beş/üç kaybedebilirsin. Çünkü meme farkıyla filan depar atmıyor, bir de senin koşacağın yerlere raptiye diziyor.

Evvela, bu rakipler gece ava çıkarken kendilerine yatırım yapmakta ustalar. Yarışamıyorsun ki. Güzel kadınların aklına gelmez çünkü, mütevazi bir araba fiyatı kadar çanta satın almak. Yahut en pahalı berberde saçları ukala taratıp, ev kirası ederinde şampanyalar yudumlamak. Ihtiyacı olmaz.

Birileri kadınların erkeklere güzel görünmek için o kadar süslendiğini sanıyor. Halbuki kadınların kadınlara hava atmak için süslendiği kanıtlandı. Hadi kadının fikrini geçelim, neticede kendimizden daha bakımlı kadınları hepimiz hor görürüz. Peki ya erkekler ne düşünüyor Facebook’ta aşık olduğu kadınlara? Güzel insanların içinin de güzel olduğunu düşünüyorlar, elbette.

Yapılamayan araştırmalara göre, erkeklerin ev kirasına alerjisi olduğu ıspatlanmıştır. Buna karşın lükse bağışıklık kazanmış bir tür olduğu da kanıtlanıyor. Görüldüğü gibi “Her kadın güzeldir” safsatası yüzünden insanların akli dengesi tehdit altında. Her kadın güzel değildir, afedersin. Zaten makyaj da bunun için var olmuştur.

Kadınların piyasaya, pardon evden çıkarken kullandığı akıl dışı yöntemlerden ve en sık kullanılandır makyaj. Tamam, makyaj dinimizce de caizdir. Sürülür, günahı yoktur. Yalnız biraz adalete davet edeceğim. Hayır, hayır ediyorum. Pekala, ettim. Badanacının bile güzel kadınlardan daha dürüst olduğu bir dünyaya çocuk getirmek çok sakat fikir.


Büyük Türk düşünürü Redd’in, gece 12’den sonra balmumuna dönüşen kadınlar için yazdığı şarkısı var. Boşver…
zec
Dipnot tablet

June 16, 2015

28 YAŞINDA MISIN? S.ÇTIN...

Satürn Döngüsü


Satürn, döngüsünü tam 28 senede bir tamamlar. Biliyorsun, gezegenlerin karakterleri, burçlar yoluyla bizim karakterimize yansır. Burçlar kuşağındaki yıldızların, birbiriyle ilişkisi (transit geçti, geri döndü, patladı) bizim diğer burçlarda olan kimselerle ilişkilerimizi tayin eder. Zaten, burçlar inanç değil bilinç talep eder. Susan Miller oku biraz.

işte biz kadınlar genellikle 28 civarındayken bu gezegen gibi hareket ediyoruz sevgili seyirciler. Belki başkaları bizi severse, biz de kendimizi sevebilirize inanıyoruz. ordan oraya çarpıyoruz aslında. Sümüklerimizi atmayacağımız adamlara aşık oluyoruz. Görünüşümüzü normalleştirmeye çalışıyor, bize ait olmayan tutuculuklara örtünüyoruz.


Çok komik bulacaksın ama, 28 yaş civarı çocuk yapma zillerin çalıyor. Yaşlanıyorum tripleri de buralarda baş gösteriyor, dikkat et. İş değiştirme, eş değiştirme, ülke değiştirme, yeni meslek bulma, zayıflık, güç, anlamsız kıskanma, cibilliyetsiz içerlemeler, standartlardan vazgeçme, politikaya ilgi, hep Satürn Döngüsü. Şimdi sakince o dramaları bırak ve önümüzdeki iki buçuk yıl boyunca kimseyle evlenme. Döngü bitince tekrar konuşalım.

#SiktirgitliAşklar #beyazbaykuşyayınları #fundamentaloğlu


June 06, 2015

YAZ AŞKLARI NEDİR NE DEĞİLDİR




Yaz aşkları her gencin başından geçmekte olup, mevsim sonunda sona ermektedir. Yaz aşklarının kalıcı olmadığı sanrısı ise bazen doğru, bazen yalandır. Yaz aşkları tatlıdır. Korkusuzdur. Mantıksızdır. Çekicidir. Durduralamayandır ve evet, geçicidir. Yaz aşkları kısa olduğu için güzeldir. Veya güzel olduğu için kısa gelmektedir.

İnsanlar yazın aşık olurlar, çünkü deniz tuzludur. “Ne alakası var” diyorsan, kesin alakası var biliyorsun...  Denizin tuzu insanların hem olumlu, hem de olumsuz bütün duygularını nötralize etmektedir.  

Tepede güneş de var ayrıca, güneş; sadece tenini bronzlaştırmakla kalmaz, D vitamini almanı sağlar. Düşün, bütün kış D vitaminsiz kalmışsın, bedenini aç bırakmışsın, ruhunu da keza. Tabi ki denize girince normale dönüyorsun. ve normalleşmek, iç güdülerini “üreme” programına getirmektedir.

Yazları sınırsız eğlence için hemen her faktör bir araya gelmektedir. Müzik, arkadaşlar, alkol, temiz hava bol güneş. Minimum elbise, maksimum cesaret elbette. Umursamazlık. Ve elbette bu faktörler bir araya geldiğinde “aşk” doğmaktadır. Aslına bakarsan, insan oğlu tıpkı göçmen kuşlar gibi sürekli güneye göç etmeliydi. Güneş ve denizi takip etmeli, bol bol üremeli, harika yemekler yemeli, özgüvenini daimi olarak artırmalıydı.

Peki, neden yaz aşkları uzun sürmüyor? 

Yapılmayan araştırmalara göre, yaz, gerçek hayatın rutini değildir. Bikini çekicidir ve üzerine hırka giydiğinde artık itici olur. Yuvana döndüğünde ise deniz tuzunun gücü geride kaldığı için stres yapışır her yanına. Maalesef sen öyle stres bulutu gibi gezerken, stresli partnerler çekmektesin.

Öyle sanıyorum, yaz aşkları “one night stand” olayının “mevsimsel” versiyonudur. Bu durumda derin nefes alıp önümüzdeki yazlara bakmak lazım. 



Yaz aşkları hakkında bilmemiz gereken 7 şey.

1- Herkes yazın aşık olur.
2- Hepsi biter.
3- Her sene tekrar eder.
4-Yaz aşkları unutulmazdır.
5-Hep geride kalır, ileri bakmaz.
6- Yaz aşkları doğallık içerir.

7- Üç haftayı geçmiş yaz aşkları gerçek aşka dönüşmektedir.

Dipnot Tablet-219
zec

May 29, 2015

Eski Sevgilin Evleniyorsa Yapacağın En Saçma 10 şey



Erkeklerin evlilik bahaneleriyle kızlarınki fütursuzca birbirinden bağımsızdır. Erkekler, ben evlenmeyi düşünmüyorum, dediklerinde ilk evlenen kişiler olur mesela. Kızlar ise evlenmeyi düşünmüyorum-ne demek düşünmüyorum- diyen erkeklere adeta birer anne gibi sarılır ve onları bu hastalıktan kurtarmaya koyulur.

Pekala, evlenmek istemiyorsa evlenmeyizdir. Yani öyleymiş gibi davranılır. Hasta o çünkü. Doğaya aykırı o çünkü. Hadi evlenmiyor, seks de mi yapmayacak? Ki, gay kardeşlerimizin de dediği gibi “seks fikri sadece üreme iç güdüsüdür.” Evet, yeterince uzun zaman geçerse, evlenmek istemediğini unutacak. Yani, başka yolu yok. Unutturacağız ona bu sakat inanışı.

Doğrusu, kızlar da evlilik hakkında yalan söylerler, erkekler kadar değil ama. Çocukken bebeklere elbise dikmeyi öğretiyorlar kızlara. Kız, misket oynamayı hayal ederken kadınlaşmaya başlıyor. Hayır, ne yapsın? Sonra hayaller Penelope Cruz, hayatlar Bayırgülü. Kızlara kızılmaz…

Tabi, eğer eski sevgilinin evlendiği “öteki kızdan” bahsediyorsak başka. Kesin onun başının altından çıkmıştır bunlar. Kesin, o karı büyü yapmıştır. Kesin, eski sevgili zavallıdır ve bir takım paralel yapılanmalar sayesinde evleniyordur. Allah o kızın belasını vermelidir. Işte kızlar dünyasındaki tek yamuk o kızdır. Mutlu olmayı hak etmiyordur ve kız değil, bir kaltaktır o.

Böyle bir savaşın ortasına düşmüş –haklı- kızların, eski sevgilisi evlenirken yapılacak tek şeyi afiyetle saçmalamaktır seyirci. Eski sevgili evlenirken 10 adımda saçmalamak;

1-Zurnanın son deliğine kadar içmek.
2-Nikahta “hamileyim” diye bağırmak.
3-Düğünü basmak.
4-Gerdek odasına gizlice girip, halının ortasına sıçmak.
5-Alınan hediyeleri açık artırma ile internette satmak.
6-Kızın hakkında asparagas haberler yayınlamak.
7-Ümit Besen’le arkadaş olmak.
8-Kedimi çaldı diye dava açmak.
9-Aniden hukuk okumaya karar vermek.
10-Gelinle arkadaş olmanın yolunu bulmak.


zec
Dipnot Tablet


May 20, 2015

Chill-Out Festival 2015

Tam 9 defadır Chill-Out Festivale gidiyorum. Bu hafta sonu 10. kez gerçekleşiyor. Aslında daha fazla kalabalık olmasın diye hakkında hiç konuşulmamasını tercih ederdim. Ama o kadar güzel ki, kıyamıyorsun başkasının haberi olmamasına.

Pekala, yurdumuzun en cool festivali Chill-Out Festival, Life Park’ta. Cumartesi akşamı Stavroz var. Neden Stavroz Cumartesi, Pazar, Salı veya sonsuza kadar yok ki…  https://www.youtube.com/watch?v=5GvP4iYJI1s

Senin de gündüzünü Thievery Corporation ile geçirmek, akşama doğru Nuno Dos Santos’la ısınmak, memleketin birbirinden yakışıklı ve güzel kimseleriyle sohbet etmek, günün sonunda; iyi ki bana benzeyen insanlarla aynı şehirde yaşıyorum, demeni istiyorum.

Senin de ne zamandır görmediğin eski sevgililerine rastlamanı, kafanı onlardan daha güzel yapmanı, müziğe doymanı, yalın ayak dans etmeni istiyorum. Canın isterse soyunmanı dermişim, yoo, yo, toplum buna hazır değil, soyunmak yok, güzel giyinmek var. Neticede dünyanın en havalı festivali, rakibin çok oluyor.

Başta Urubu Marinka mesela. Ikisi de güzel. Etnik kafalarını seviyorum. Federico Aubele ile latin romantizmi yaşamak da güzel olabilir. Allaam sana geliyoruz. Bu da bilet şeyisi.











I DON'T DRINK. HERE IS WHY.

These are the opinions of someone who did not choose alcohol. Addiction is hidden somewhere inside the software code of our generation. I do...